• BIST 95.443
  • Altın 260,640
  • Dolar 5,7731
  • Euro 6,5631
  • İstanbul 29 °C
  • Tekin; ‘Şişli’de yaşananlar İnönü ile Sarıgül'ün rant ve koltuk kavgasıdır’
  • İnönü gündemin kendi olduğu özel davet ettiği muhtarlar toplantısına katılmadı
  • ‘İnönü çıkar sağlıyor’ diyen danışmanı delilleri mahkemeye sundu
  • Tekin; ‘Şişli’de yaşananlar İnönü ile Sarıgül'ün rant ve koltuk kavgasıdır’
  • İnönü gündemin kendi olduğu özel davet ettiği muhtarlar toplantısına katılmadı
  • ‘İnönü çıkar sağlıyor’ diyen danışmanı delilleri mahkemeye sundu

Deniz Gezmiş ve Eğreti Yeşil Parkalılar

Turgut Yüksekdağ

6 Mayıs 1972…

Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in darağacına gönderildikleri gün…

Ve bugün… Sosyal medyada yakışıklı bir Deniz Gezmiş fotoğrafı (kabul etmek gerekir ki en bitkin halinde bile yakışıklıymış) altında da onun bir sözünü koyma günü. Sosyal medya atlamaz böyle günleri.

Bugün herkes Deniz Gezmiş hayranı, Deniz Gezmiş aşığı.

Sosyal medyada o fotoğrafları, o yazıları ekleyenlere bir sorun, “ne diyordu Deniz ve arkadaşları, ne söylemek istiyordu?” diye büyük bir ihtimalle yanıt alamayacaksınız.

Yanıt alamayacağınızı biliyorsanız o zaman daha önceki günlerde yayınladığı diğer haber ve fotoğraflara bir bakın. Deniz’in “Burada ölen yalnızca bedenimdir, zaten ölümlüydü, ölecekti. Ama düşüncemi öldüremeyeceksiniz.” sözünü getirin aklınıza. Yaşıyor mu düşünceleri, ne paylaşmış bugün Deniz paylaşanlar?

Sosyal medya ile birlikte tek cümlelik, slogan bir halk çıktı ortaya. Güzel bir sözün içindekinin kendisi olduğunu sanan klavyetörler çıktı. Bugün devrimci, yarın aşık, bir sonraki gün şair, daha sonra Ramiz Dayı, bir sonraki gün Behzat Komiser, başka bir gün gurme, bir gün iktidar, bir gün muhalefet. Google gibi oldu herkes, her güne yeni bir profil.

Bugün 6 Mayıs, devrimci olma günü…

 

Biliyorum konu biraz dağıldı, Deniz’e geliriz, gelmeliyiz de. Yine biraz açıktan alarak geldim, farkındayım, toparlıyorum.

Peki Deniz Gezmiş kim, neden idam edildi, ne oldu?

Hep yüzeysel konuşuyoruz, ya da gördüğümüz ile yetiniyoruz.

Türkiye’deki her olaya bakıldığı gibi Deniz Gezmiş’e de iki farklı açıdan bakmak mümkün, bakılıyor da. Amerika karşıtlığı yönünde alkışlayanlar olduğu gibi Komünizmi savunduğu için nefret duyanların da olduğu bir ülkedeyiz.

Herkes farklı açılardan bakabilir. Ben objektif açıdan kim bakıyor, kim okuyor diye merak ediyor. Fotoğraf ve slogan medyacılığının ne zaman önüne geçeceğiz?

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan 12 Mart Muhtırası sonrasında siyasi görüşleri nedeni ile idam edildi. Başka kim idam edildi? Hiç! O dönemde gerçekleşen diğer 14 idam adli suçlulardan oluşuyordu ve 12 Eylül darbesine kadar ülkede başka idam olmadı. Yani ülkedeki karışıklığın nedeni bu 3 genç miydi?

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan her yıl anılırken aynı davaya baş koymuş ama idam edilmemiş, öldürülmüş olan Mahir Çayan, Sinan Cemgil, Cihan Alptekin ve diğerlerinin adı neden geçmez?

O gün birlikte aynı yolda birlikte yürüdükleri ama sonrasında ülkenin çok önemli köşelerini tutanlar, köşeyi dönenlerden neden hiç bahsedilmez. Onlar 68 Kuşağıyız diye övünürken ama bir taraftan da götürürken Deniz Gezmiş adını kullanmaktan nasıl da memnun görünüyorlar.

Devrimci gençliğin tam karşısında duranlar, karşı olanlar kimlerdi, ne düşünüyorlardı? İçinden Cumhurbaşkanları, Başbakanlar çıkaran Milli Türk Talebi Birliği o dönemde ne söyledi, ne yaptı? Sonrasında MTTB üyeleri hangi noktalara geldiler? Neden birbirlerine karşı oldular? Komünizmi ya da liberalizimi ya da muhafazakarlığı savunmak diğerlerine düşman olmak anlamına mı geliyor?

Deniz Gezmiş’in son sözleri; ”Yaşasın tam bağımsız Türkiye. Yaşasın Marksizm-Leninizm'in yüce ideolojisi. Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi. Kahrolsun emperyalizm. Yaşasın işçiler, köylüler" içinden Marksizm’i, Leninizm’i nereye koyacağız? Bu kadar akıllı, genç, kanı deli akan bir adamın Atatürk Türkiye’sinde savunduğu bu mu olmalıydı sorusunu sormayalım mı? Yanında omuz omuza yürüdüğü arkadaşları sonrasında neler yaptılar? Onlar Marksizim’in Leninizim’in neresindeler bugün? İsim isim baktığında şaşırıyor insan.

Deniz Gezmiş ile ilgili okuduğum tüm kitaplardan sonra hep aynı soruyu sordum; bu kadar iyi yetişmiş bir genç nasıl oluyor da dağa çıkarak ülke yönetimini değiştirebileceğini düşünüyor?

Söyleyeceğim şudur.

Deniz Gezmiş bu ülkenin, özellikle de sol kesimin önemli simgelerinden biridir.

Ve bu ülke sağ, sol hiç fark etmez tarihi ile ilgili birkaç slogan dışında hiçbirşey bilmiyor, bilmemek için de adeta yeminli. Her dönemden binlerce soru var sorulacak, kimsenin aklına gelmiyor bile. Varsa yoksa o gün bize ne sunulmuş ona bakıyoruz.

68 kuşağı kimdir, nedir, ne söylemiştir?

Kimler öldürüldü?

Darbeler öncesindeki yıllarda neler oldu?

Kore Savaşları kaç yılında, ne için yapıldı? Kimler hayatını kaybetti, ne oldu?

Çorum olayları, Maraş olayları nedir?

Kıbrıs Barış Harekatı’nde neler oldu?

2. Dünya Savaşı yıllarında ülke nasıldı?

6. Filo niye geldi?

Nazım Hikmet ne söylüyor, Necip Fazıl ne söylüyor?

Atatürk ve İnönü dışında Kurtuluş Savaşı’nda yer alan komutanlar kimler, ne başarıları var?

Kenan Evren’e o gün biat edenler bugün neden küfür ediyor?

Amerikan 6. Filosu geliyor diye de Dolmabahçe Camii’nin mahyasına, Kız Kulesi’ne “WELCOME” yazdıran kim?

Sor sorabildiğin kadar.

Her sorduğun sorunun yanıtı seni farklı bir soruya götürecek. Her soru, her yanıt farklı pencerelere açılacak. Ve her açılan pencerede farklı bir sen olacaksın.

O zamana boşu boşuna Deniz Gezmiş, Nazım Hikmet, Necip Fazıl, Oğuz Atay, Cemal Süreya, Turgut Uyar, Ramiz Dayı, Behzat Komiser, Ümit Usta olmayacaksın…

Bugün mü? Olmuyor, ne kadar çabalasan da o yeşil parka üzerinde eğreti duruyor işte…

Bir fotoğraf, bir slogan tamamdır o halde...

Turgut Yüksekdağ / Twitter: @turgutyuksekdag

Bu yazı toplam 3068 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Şehri İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 213 65 41 | Faks : 0 212 217 65 50 | Haber Scripti: CM Bilişim