• BIST 94.894
  • Altın 281,482
  • Dolar 5,8598
  • Euro 6,5130
  • İstanbul 20 °C
  • Tekin; ‘Şişli’de yaşananlar İnönü ile Sarıgül'ün rant ve koltuk kavgasıdır’
  • İnönü gündemin kendi olduğu özel davet ettiği muhtarlar toplantısına katılmadı
  • ‘İnönü çıkar sağlıyor’ diyen danışmanı delilleri mahkemeye sundu
  • Tekin; ‘Şişli’de yaşananlar İnönü ile Sarıgül'ün rant ve koltuk kavgasıdır’
  • İnönü gündemin kendi olduğu özel davet ettiği muhtarlar toplantısına katılmadı
  • ‘İnönü çıkar sağlıyor’ diyen danışmanı delilleri mahkemeye sundu

Ey Ruh! Geldiysen Kapıyı Vurmana Gerek Yok...

Turgut Yüksekdağ

Aslında yazıp yazmama konusunda çok tereddüt geçirdiğim bir yazı bu. Böyle bir yazı yazmalı mıyım, yoksa kulağımın üzerine yatmalı mıyım karar veremedim. Çok kızanlar olacak belki ama klavyenin başına geçince durulmuyor ki.

12 Eylül dönemi çocuklarındanım. İlkokul ikiye gidiyordum ihtilal olduğunda. Bugüne kadar ihtilali uzun uzun anlattı herkes. Anlattı, yazdı, dizi yaptı, film yaptı. İşkenceler, idamlar, baskılar anlatılanlar içinde hep öne çıkanlar oldu. Genelde sol tandanslı yayınlar izledik bugüne kadar, bunun da altını çizmek lazım.

Ama geçen sürede atladık bazı ayrıntıları, gözden kaçırdık, unuttuk.

12 Eylül yönetiminin bende bıraktığı en derin iz (belki de bilmeden) halkı Atatürk’ten soğutmaları oldu. O dönemi hatırlayanlar bilir, TRT haberlerinde her gün bir yerlerde açılan Atatürk büstlerini izlerdik. Türk bayrağı törenle büstün üzerinden indirilir ve çevredeki herkes alkışlar. O büst okulun ya da kurumun namusu gibi olur, dokunulmaz olur. Törenler her zaman bu büstün önünde yapılır ve üzerine mutlaka Atatürk’ün özlü sözlerinden birisi yazılır.

Kaç yıl geçti bu şekilde bilmiyorum. Her gün onlarca büst açıldı bu ülkede.

Atatürk’ü bu şekilde anlatabileceklerini ya da sevdirebileceklerini düşündü o dönemde ülkeyi yönetenler. Şimdi uzaktan bakında ne kadar saçma geliyor değil mi?

Uzaktan değil, yakından bakalım.

Bugün Atatürk’e yapılan saldırılara karşı gerçek tepkiyi kaç kişi verebiliyor, hiç. Neden? Çünkü kimse Atatürk’ü tanımıyor ya da o dönemde açılan büstlerden tanıyor sadece. Kocaman bir İzindeyiz yazısı ama anlamı yok, anlamı bilinmiyor. Ne kadar acı.

 

Bugünün olayı değil Atatürk adının kirletilmesi, tanıtılmaması, anlatılmaması. AK Parti’ye falan da bağlamayın. Atatürk adı her yerde kullanıldı, eskitildi, değersizleştirildi.

 

Atatürk bu ülkenin lideri, kurucusu, önderi değil mi?

Bağdat Caddesi denildiğinde aklınıza gelen bir cadde var mı? İstiklal Caddesi, Tunalı Hilmi denildiğinde de aklınıza gelen yerler var mutlaka. Peki Atatürk Caddesi neresi? Var mı aklınıza gelen bir yer? Yok, çünkü bu ülkede binlerce Atatürk Caddesi var. Olur mu? Olmuş ve kimse itiraz etmemiş.

Atatürk Caddesi adını layığıyla taşıyan bir cadde var onu da kullanmayıp Kordon diyoruz o da ayrı.

Atatürk Caddesi denildiğinde herkesin parmakla göstereceği yer olmalı. Ya da Atatürk Meydanı, Atatürk Köprüsü.

Kaç tane Atatürk Lisesi var? Kapısı bacası olmayan okullar Atatürk Lisesi, Atatürk İlkokulu adı altında eğitim vermeye çalışıyor.

Ülkenin en anlamsız stadının adı Atatürk Olimpiyat Stadı.

Ülkenin en çirkin binalarından birisi Atatürk Kültür Merkezi.

Atatürk Üniversitesi bu ülkenin en önemli, en çok tercih edilen üniversitesi olmalıyken bugün hangi şehirde olduğunu bile bilmiyoruz.

Atatürk karakterini reklamlarda kullanmışız. En kötü filmlerde kullanmışız.

Atatürk, Atatürk, Atatürk… Her yerde Atatürk ama sadece adı.

Atatürk adını özel kılmak yerine her bulduğumuz boşluğa yapıştırmışız? Neden?

Hak ettiği güzelliğe sahip olanları da Atatürk Orman Çiftliği gibi, kendi ellerimizle mahvetmişiz.

 

Atatürk’ün felsefesinin ne olduğunu anlatmak çok daha zor gelmiş belli ki, kimse bununla uğraşmamış. Sarı saçlı, mavi gözlü çocuk demek, arkasından Çanakkale Savaşı kahramanı demek, birkaç da devrim sıralamak yetiyor anlatmak için sandılar yıllarca.

Atatürk hiç yurt dışına çıkmamış mesela, neden?

Neden aslında kurduğu ülkenin padişahı olma şansı varken olmayı aklından bile geçirmemiş?

Neden üretime bu kadar önem vermiş? Kurduğu işletmeler hangileri, bu ülkeye ne katmış?

Neden eğitime önem vermiş? Mesela bugün Arap harfleri ile yazıyor olsaydık ne olurdu?

Neden Atatürk ölene kadar borç almadan ayakta durabilmişken bu ülke sonradan borç batağına saplanmış?

Atatürk nasıl bir insan?

Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Laiklik, Devletçilik ve İnkılapçılık ilkelerini kim biliyor eksiksiz olarak? Laiklik dışında akla gelen ilk ilke hangisi? Halkçılık ne mesela?

Can Dündar’ın anlamsız filminden tanıyan ne kadar çok kişi var Atatürk’ü. Atatürk’le ilgili akılda kalan bilgilerin önemli bölümü bu filmdeki karelerden kaldı.

 

Bıktım bu ülkedeki şekilcilikten.

Fazıl Say’ın söylediğine yakın bir şey söyleyeceğim kusura bakmasın hiçbir şey üretmeyen, başkalarının sırtından geçinmek isteyenlerin sığınağı durumuna geldi Atatürk adı. Atatürk’çü olmak birçok şeyin kapatılması, üstünün örtülmesi için yeterli bir söz olarak algılandı yıllarca.

Atatürkçü Düşünce Derneği diye bir dernek var, kendilerince çalışmalar yapıyorlar. Peki ne yapıyorlar, ne üretiyorlar? Derneğin adı neden Atatürkçü Düşünce? Atatürkçü Düşünce ne demek?

Hala anlamıyor musunuz?

Takılmışız laikliğe, bir laikliktir gidiyor. Biz şu halkçılık ilkesini hayatımıza etkin kılsak yetecek ama yok. Toplumun iki kanadı da takılmış dini objelere oradan ilerliyor. 10 Yıldır Ak Parti iktidarda hala türban konusu diye konumuz var, şaka gibi.

Derneği geçtim, Atatürk’ün partisiyiz diyen parti var, CHP var. Yapmayın, gerçekten yapmayın. İktidara gelmek için Amerika’nın gözünün içine bakan, bir yerlerden onay bekleyen parti Atatürk’ün partisi olabilir mi? Kandırmayalım kendimizi. Bugünün CHP’si İnönü döneminin CHP’si, Atatürk ile hiçbir alakası yok. Önder Sav bile daha yeni ayrıldı parti yönetiminden düşünün artık.

Ülkenin kuvvet komutanının bile ülke bölünüyor dediği bir durumda CHP hala %20’ler seviyesindeyse o partinin Atatürk ile falan bir alakası yoktur, kimse kimseyi kandırmasın.

Bir de yakasına Atatürk rozeti takanlar vardı bir ara, sonra “yetmez ama evet”çi oldular, “akil adam” oldular.

Her yerde Atatürk adının yer almasından değerine zarar geldiğine inandığım için hep rahatsız oldum. Fikrini bilmeden adını zikretmenin ne anlamı var diye düşündüm. Bugün bir kanun çıksa Atatürk adı gereksiz her yerden kaldırılacak diye herkes klavye başına geçecek yine, infial olacak. Oysa kaldırılmalı, temizlenmeli, hak ettiği yerlerde olmalı. Başka bir yerde olmalı Atatürk adı. Özel olmalı, anlaşılmalı, üzerinde uzun uzun konuşulmalı. Tartışılmalı. Muasır medeniyetler seviyesine çıkacak bir Türkiye Cumhuriyeti için Atatürk’ün söyledikleri tek cümleler ile değil uzun uzun tartışılmalı.

Emperyalizme karşı bugüne kadar savaş kazanmış tek ülke olan Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran adamı sadece devlet adamı olarak adlandırmak, adını iki tuğla üst üste konulmuş her yere vermekten daha ziyade onun felsefesini anlamak önemli. ( Bu arada biz Türkiye Cumhuriyeti derken teröristler TC diye bahsederdi kendi içlerindeki konuşmalarda, şimdi hepimiz TC olduk, hepimiz TC diyoruz. Allah’ım aklımı koru)

 

Atatürk’ün adı yetmiyor artık.

Caddesi, mahallesi, stadı, okulu herşeyi var ama ruhu yok, felsefesi yok...

Ey Ruh...

Geldiysen kapıyı vurmana gerek yok...



Turgut Yüksekdağ / Twitter: @BBT1808


Bu yazı toplam 626 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Şehri İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 213 65 41 | Faks : 0 212 217 65 50 | Haber Scripti: CM Bilişim