• BIST 95.826
  • Altın 260,436
  • Dolar 5,7641
  • Euro 6,5532
  • İstanbul 29 °C
  • Tekin; ‘Şişli’de yaşananlar İnönü ile Sarıgül'ün rant ve koltuk kavgasıdır’
  • İnönü gündemin kendi olduğu özel davet ettiği muhtarlar toplantısına katılmadı
  • ‘İnönü çıkar sağlıyor’ diyen danışmanı delilleri mahkemeye sundu
  • Tekin; ‘Şişli’de yaşananlar İnönü ile Sarıgül'ün rant ve koltuk kavgasıdır’
  • İnönü gündemin kendi olduğu özel davet ettiği muhtarlar toplantısına katılmadı
  • ‘İnönü çıkar sağlıyor’ diyen danışmanı delilleri mahkemeye sundu

Kafamı Kopardılar

Turgut Yüksekdağ

Tam da övünmeye başlamıştım “otomotiv sektöründe 10 yıl aynı koltukta oturmak kolay değildir, tam 10 yıldır aynı koltukta oturuyorum” diye. E tabii bu kadar çok söyleyince kendi ağzımızla çağırmış olduk sonumuzu da. İşsizler listesine adımı yazdırırken 10 yılın sonunda tekrar akbil denilen mucize cihazın da varlığını öğrenmiş oldum.

Hayatın en keyifli anlarından birisidir aslında işten ayrıldığınız anlar. Her ne kadar siz “profesyonel yöneticiyim, şartlarda anlaşamadık, ayrıldım” deseniz de sizin için söylenen cümle hep aynıdır; “sonunda kafasını kopardılar.” Tebessüm etmeniz için hatta kahkaha atmanız için onlarca sebeple karşılaşırsınız bu dönemde.

O nedenle hayatın tadını çıkarmak istiyorsanız hiç debelenmenize gerek yok, kabul edin “kafamı kopardılar” cümlesini, üzerine basa basa söyleyin ve tebessüm edin.

 

Sadece bu iki kelime ile size Türkiye’deki iş hayatı ile ilgili onlarca tespit yapabilirim.

Birlikte çalıştığınız kişilerin aslında içten içe görmeyi en çok istediği şey sizin kafanızın kopmasıdır. Sonrası, sonrasında ne olacağı çok önemli değil. Emin olun yan yana çalıştığınız herkes kısa aralıklarla sizin olmadığınız bir şirket hayal ediyor. Ve kurulan bu hayalde de şirket nedense hep daha başarılı. Hiç kaybetmiyor. Hayal işte.

Siz aslında o koltuğu dolduramıyorsunuz, o işi sizden iyi yapacak onlarca kişi var ama şans işte, oturmuşsunuz o koltuğa. Yoksa bu işi o kadar zor değil ki. Yüz kişiyle çalışıyorsanız yüzü de böyle düşünüyor. Bu nedenle değil midir ülkede biraz işi öğrenen herkesin kendi işini yapmaya çalışması.

Yanınızda birileri varsa bunun adı ekip değil, takım çalışması değil çete olur. Bir çeteniz vardır ve siz istemediğiniz sürece o şirkette kimse o çetenin içine giremez, siz istemeden o şirkette kimse çalışamaz. Biraz da isyankar oldunuz mu Çerkez Ethem’e kadar gider adınız.

Diploması olan hep öndedir. Ama hep diploması ile önde kalacağını zanneder. Ve en iyi diplomalar hep en büyük hayal kırıklığıdır ama o hayal kırıklığını görmezsin, duymazsın. Çünkü koskoca ÜTTÜ, ZÜTÜ, MÜTÜ mezunu adam yanlış yapacak değil ya derler, olay kapanır.

Patrondan yana mısınız, yöneticiden yana mı? Hala safınızı seçmediyseniz ya da yanlış tarafı seçtiyseniz sonunuz yakın demektir. Bitmez bu hikaye. Niye bir yerden olmak gerekir?

Birileri sizin için “çok iyi” demeye başlamışsa üzgünüm yine kapıya yaklaştınız demektir. İyi olamazsınız, sadece şirket iyi olabilir, siz asla olamazsınız. Patron şirketlerinde durum daha vahim. Sizin övülmenizle patronun suratı arasında hep ters orantı vardır.

Sizin şirket daha kurumsallaşmadı mı? Yakındır kurumsallaşacak ve siz kurumsallığın önündeki “taş” olacaksınız, ya da öyle anlatılacak. Bakın net söylüyorum bu ülkedeki birçok şirketin sonu oldu “kurumsallaşma” 15 Kişi çalışıyor ama kurumsallaşmaya çalışıyor. O zaman başlayalım; giriş saati, çay saati, yemek saati, izinler, araç kullanımları. Hooopp olduk kurumsal. Anlat bana kurumsallığı dediğiniz de dut yemiş bülbüle dönen adamlar “efendim kurumsallık” diye başlar her cümleye.

Bir de şirketinizi kurumsal yapacağım diye dışarıdan gelen şirketler var ve o şirketlere ödenen binlerce liralar. Bu ülkede para kazanmak aslında ne kadar kolay. Nasıl satıyor bu adamlar kendilerini?

Kravatlı, takım elbiseli adamlar hep iyidir. Nasrettin Hoca yüzyıllar önce söylemiş “ye kürküm ye” diye. Bu devirde yemeği yiyen de kürkü giyen olacak tabii ki.

Ulaştığınız rakamlar, yaptığınız anlaşmalar bir süre sonra yetersiz gelmeye başlar, başkaları çok daha iyilerini yapıyordur. Bir türlü anlatamazsınız yaptığınızın en iyisi olduğunu. Ama kabul edin başkalarının sizden iyi olduğunu. Etmiyorsanız dışarıya karşı kapalı adam olursunuz birden.

 

Daha uzatayım mı?

Kafanızı çevirin ve gördüğünüz herkes sizin kafanızın koparılmasını hayal ediyor. Patron yöneticisini gönderdiğinde ne yapacağının planlarını yapıyor sessiz sessiz. Yöneticinin gözü patronun koltuğunda. Personeliniz siz yokken koltuğunuzu ısıtıyor. Çalışanların hepsi kendi işini kurmanın hayali ile yaşıyor. Elin işte gözün oynaşta bu olsa gerek.

 

Diyorum ki “Papa bile istifa” etti ben niye etmeyeyim, “yok yok kesin koparmışlardır senin kafanı” diyor adam. Çünkü hayal edilen hep bu.

 

En büyüğünden en küçüğüne tüm şirketlerde enerjinin büyük bölümü bu küçük oyunlara gidiyor. Sadistçe bekliyoruz koparılan kafaların önümüze atılmasını. Düşünmüyoruz kafası olmayan o bedenin üzerine bir gün başka bir kafanın geleceğini. Ve en kötüsü o kafanın bir gün kendi kafamız olacağını.

Çalışmak zor zanaat bu ülkede.

Ne diyor ünlü bir Türk sözünde;

İşinizin kıymetini bilin…

 

Turgut Yüksekdağ / Twitter: @BBT1808


Bu yazı toplam 687 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Şehri İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 213 65 41 | Faks : 0 212 217 65 50 | Haber Scripti: CM Bilişim