• BIST 90.787
  • Altın 255,180
  • Dolar 5,8790
  • Euro 6,5887
  • İstanbul 23 °C
  • Tekin; ‘Şişli’de yaşananlar İnönü ile Sarıgül'ün rant ve koltuk kavgasıdır’
  • İnönü gündemin kendi olduğu özel davet ettiği muhtarlar toplantısına katılmadı
  • ‘İnönü çıkar sağlıyor’ diyen danışmanı delilleri mahkemeye sundu
  • Tekin; ‘Şişli’de yaşananlar İnönü ile Sarıgül'ün rant ve koltuk kavgasıdır’
  • İnönü gündemin kendi olduğu özel davet ettiği muhtarlar toplantısına katılmadı
  • ‘İnönü çıkar sağlıyor’ diyen danışmanı delilleri mahkemeye sundu

Kıyafetsizler!..

Deniz Batu Ebinç

        Günlerdir tartışılan okullardaki kılık kıyafet serbestisine takıldı aklım ve okul yıllarımızı düşünmeye başladım. Orta okul yıllarımızdı ve o zamanlar saç uzatmak, aksesuar kullanmak falan yasaktı, ' (şimdide öyle ya! :) 'öğretmen sizi en çok iki kere uyarır, üçüncü de ya disipline gönderir ya da eşek sudan gelene kadar dayak atardı.

            Biraz haylaz ve o saç uzatmayı seven sınıf arkadaşımız Fatih daha evvel Türkçe öğretmenimizden saçını kesmesi hususunda uyarı almıştı ve yine o gün Esra hocanın dersi vardı ve Fatih saçını kestirmemişti. Hoca o gün bir önceki haftaki dersinde söylemiş olduğu gibi derse elinde makas ile gelmişti. Diğer sınıflarda sorun yaşamış olsa gerek bayağı da sinirli bir günündeydi. Fatih'i de saçlarını kestirmemiş şekilde görünce, 'artık hoca diyemeyeceğim, çünkü ondan öğretmen olmaz,' kadın çılgına döndü resmen!

            - Ben sana o saçla okula gelmeyeceksin demedim miiiiiiii!.. Diye bağırarak Fatih'in üzerine doğru yürümeye başladı.

            Fatih korkudan sıranın altına doğru kaymaya başladı. Öğretmen yanına yaklaştığında, 'eskiler bilir' tren yolu yapmaktı niyeti! Fatih'i, saçlarından tutup çekiştirmeye başlayınca, nasıl olduysa Fatih elinden kurtulmayı başardı ve kapıya doğru hızla yöneldi, tam kapıdan çıkmış ve kapıyı çektiği sırada öğretmen makası Fatih'e, doğru fırlattı, yarı kapalı olan kapıya denk gelen makas, ahşap kapıya dik bir şekilde saplanmıştı...

            Ogün tüm sınıf dut yemiş bülbüle dönmüş, kimse korkudan gıkını çıkartamamıştı. Neyse ki makas Fatih'e, değil de kapıya saplanmıştı. O günden sonra Fatih günlerce okula hiç uğramamıştı.

            Esra öğretmenin tayini çıkıp okulumuzdan ayrıldığı günde tüm sınıf gün boyu bu olayı kutlamış, o günü adeta şenlik havasında geçirmiştik.

            Şimdi çocuk-okul ve sosyal yaşam üçlemesini bir araya getirsek, Türkiye'de sonuç şöyle çıkıyor ortaya...

 

            Çocuk okulda öğretmenlerden ve diğer çocuklardan dayak yiyip-okuldan kaçıyor...

            Çocuk evde aileden şiddet görüyor-okulda diğer çocuklara gördüğünü uyguluyor ve okula karşı nefret duyan çocuklar, yine okuldan kaçıyor...

            Çocuk okulda hiçbir sosyal aktiviteye sahip olmadığı için yaşı gereği oyun istiyor-oyun bulamadığı için de okuldan kaçıyor... Bunlar en bilindik sorunlar, diğerlerini saymaya hacet kalmıyor bile, neyse devam edecek olursak...

            Okul oyun çağındaki çocukların bu sosyal aktivitelerini engelleyici en büyük unsur olduğu için çocuklar oyun gereksinimlerini okuldan sonra yapıp derse fırsat bulamıyor, her geçen gün zayıflayan eğitim sistemiyle birlikte başarısız öğrenciler ordusu oluşuyor...

            Eğer; çocuğun oyun ve eğitim gereksinimlerine uygun olarak, okullarımız şiddet yuvası olmaktan çıkartılıp, öğrenim ve oyun yuvası haline dönüştürülürse ve de toplum olarak çocuğa şiddete son verilirse; o zaman çocuk tüm eğitim ve oyun ihtiyaçlarını karşıladığı öğrenim yuvasını, yaşadığı yuvasından daha değerli ve daha güzel bulup okuldan çıkmak istemeyecektir... Ama ne yazık ki ülkemizde okulların neredeyse hiçbirinde çocuğun oyun ihtiyacına cevap verecek hiçbir unsur bulunmamaktadır. Çocuklarımıza okumayı sevmekten evvel okulu sevdirmeyi başarabilmeliyiz ki okullarında mutlu olan çocuklarımız başarılı olabilsin.

            Kıyafet konusuna gelince de insanları kominizim modelinde olduğu gibi tek düzelikten artık kurtarmak gerek, çocuk okula askeri bir eğitim kışlasına gider gibi disiplin ve katı kurallar eşliğinde değil; okuluna kendisini nasıl güzel buluyorsa öyle serbest, hoşgörü ve sevgiyle karşılanacağı ümidi ve de inancıyla gitmeli. Bir çok kişi olan var olmayan var, çocuklar arkadaşlarını kıskanır, arkadaşları tarafından dışlanır diye düşünüyor... O zaman bir zahmet olmayan ailelerde, o olmayan çocuklarının yok dedikleri kıyafetlerini temiz pak giydirmeye özen göstersinler. Olmayan ailelere devlet her ay çocuk yardımı yapıyor, anneler okula giden çocukları için almış oldukları bu paralarla, normal bir tekstil ürünleri satan dükkandan fevkalade güzel şeyler alıp çocuklarına giydirebileceğini de düşünüyorum. Bana göre, alınmış olan bu karar doğru ve yerindedir.

            Çocuk hiç sevmediği o tek tip üniformanın iticiliği ve olumsuz psikolojisiyle okula gideceğine; kendisi neyi kendine yakıştırıyorsa onunla okuluna gidip kendi kararlarını kendisi vermeye alışsın.

            Kıyafet serbestliğiyle birlikte umarım okullarımızda, oyun alanları da oluşturularak, çocuklarımızın hızla okula bağımlılığı arttırılmış olur.

            Yasaya karşı çıkanlarda bi zahmet otursun yeşilkartlı ailelerin kimler olduğunu derinlemesine araştırsın. Türkiye'de çok şükür fakir insan yok, sadece fakir kimliğine bürünmüş yüzsüz insanlar var!

Bu yazı toplam 490 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Şehri İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 213 65 41 | Faks : 0 212 217 65 50 | Haber Scripti: CM Bilişim