• BIST 94.082
  • Altın 189,916
  • Dolar 4,7932
  • Euro 5,6125
  • İstanbul 28 °C
  • Tekin; ‘Şişli’de yaşananlar İnönü ile Sarıgül'ün rant ve koltuk kavgasıdır’
  • İnönü gündemin kendi olduğu özel davet ettiği muhtarlar toplantısına katılmadı
  • ‘İnönü çıkar sağlıyor’ diyen danışmanı delilleri mahkemeye sundu
  • Tekin; ‘Şişli’de yaşananlar İnönü ile Sarıgül'ün rant ve koltuk kavgasıdır’
  • İnönü gündemin kendi olduğu özel davet ettiği muhtarlar toplantısına katılmadı
  • ‘İnönü çıkar sağlıyor’ diyen danışmanı delilleri mahkemeye sundu

Nisan yağmurları şifa mı dağıtıyor?

Nisan yağmurları şifa mı dağıtıyor?
Nisan ayı topraklara bereket damlalarının düştüğü, bitkilerin su damlalarıyla can bulup filizlendiği, tabiatın kendini tüm renkleriyle evrene açtığı zamanlardır.
Bu ayın en karakteristik özelliği yağmurlar. Bu dönemde yağan yağmurların özel bir ismi bile var “kırkikindi yağmurları”. Kırkikindi, İç ve Doğu Anadolu'da, ilkbahar ve yaz aylarında öğleden sonra, ikindi saatlerinde görülen konveksiyonel yağışlara halk arasında verilen isimdir. Bu yağışlara, genelde ikindi vakti başladığı ve 40 gün yağdığına inanıldığı için kırk gün, ikindi vakti yağan yağışlar anlamında “Kırkikindi yağışları” denmiştir.
Tam da burada kelime anlamından çok tarihteki anlamından bahsetmek gerekiyor. Selçuklu Devleti, Türkleri İslam dünyasının lideri konumuna getiren bir devlet olma özelliğini taşımasının yanı sıra kültürünün zenginliğiyle de bilinir. Bunlardan birisi de kırkikindi yani Nisan yağmuru inanışıdır. Nisan ayı geldiğinde herkes dışarıda boş bir kap bırakır, yağan yağmurların içini doldurmasını beklermiş. Bu kaplara ‘’nisan tası ‘’ denirmiş. Topladıkları bu yağmur sularını hastalara şifa olsun diye yemeklerine katıp yedirirlermiş. Kimileri ise bu suyla yıkanıp şifa beklermiş. Saçları uzamayanlar kadınlar saçlarına sürermiş. Geçmişten gelen bu gelenek İç Anadolu’nun bazı yerlerinde yaşatılmaya devam ederken bazı yerlerinde ise hiç bilinmiyor. Selçuklu Devleti’nin başkenti olan Konya da bu gelenek herkes tarafından biliniyor.
Bu inanışın doğruluğunu belgeleyen bilimsel bir çalışma henüz yapılabilmiş değil. Yani hiç bir bilimsel dayanağı yok. Bildiğimiz başka bir şey ise günümüzde bu geleneğinin devam ettirilmesinin zor olduğudur. Havaya karışan egzoz dumanları, florlu ve hidrokarbonlu gazlar ozon tabakasını inceltmekle kalmayıp yağmur sularına karışıyor. Haliyle İstanbul gibi büyük ve kalabalık metropollerde yaşayanlar için pek mümkün görünmese de havası temiz, yeşili bol sanayileşmenin de az olduğu bölgelerde yaşayanlar için bulunmaz bir nimet olabilir.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bu haber toplam 2923 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Şehri İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 213 65 41 | Faks : 0 212 217 65 50 | Haber Scripti: CM Bilişim