Tekin; ‘Bu Şişli’yi yönetenlerin ayıbı’

 Ben Şişli’de yaşayan bir seçmen ve 20 yıldır mesleğim gereği de Şişli ile özdeşleşmiş biri olarak Şişli’ye yanlış yapanların karşısında, iyi yapanlarında da yanında olmuş ve bundan sonrada böyle olmaya mecbur biriyim.


BENİM TARAFIM ŞİŞLİ VE ŞİŞLİLİ
Çünkü benim tarafım Şişli ve Şişlili. Ben ekmeğimi onlardan kazanıyorum. Yıllardır da onların sayesinde ayakta kalabildim. Bu gün ben varsam onların sayesinde varım. Onların verdiği reklam ve desteklerle bu günlere gelebildim. Hiçbir kişi, kurum ve kuruluşun maşası olmadım. Bu halkta bunu gördü ve bana inandı. Ben bana inananların  güveni boşa çıkarmadım. 
Şimdiye kadar Şişli’yi yönetmiş hiçbir başkanın da Şişli’de oturmadığına tanık olan biri olarak, sürekli Şişli’de olan Şişlili ile kader birliği yapmanın da keyfini yaşıyorum. 
Ben de Şişli’nin bana yüklemiş olduğu misyon gereği, Şişlilinin sesi olarak haykırıyorum.

DAHA İYİ YAŞANABİLİR BİR ŞİŞLİ İSTİYORUM
Şişli’yi yönetenlerin Şişli’de ikamet edebileceği bir Şişli istiyorum. Şişli’yi yönetenlerin kendi ailelerine gösterdikleri kadar değer göstermelerini istiyorum. Şişli’yi yönetenlerin konuştukları gibi olmalarını istiyorum. Şişli’yi yönetenlerin verdikleri sözleri tutmalarını istiyorum. Şişli’yi yönetenlerin Şişli ile ilgilenmelerini istiyorum. 

İŞTE SİZE EN CANLI ÖRNEK
Şişli’nin gençlerine sahip çıkan, gecesini gündüzüne katan, yaz kış demeden çocuklarımızla ilgilenen, Şişli’nin amatör spor kulüplerinin başkan ve yöneticileri, işte tam benim istediğim gibi yöneticiler. Gayeleri belli, kendi kazançlarını Şişlilinin idealleri doğrultusunda harcayan yöneticiler. Çoluk çocuğu ile geçirecekleri zamanları bizim çocuklarımızla geçiren yöneticiler. 

KÖTÜYE ÖDÜL, İYİYE CEZA VERMEKTEN VAZGEÇELİM
Pe ki; biz bu değerlere sahip çıkıyor muyuz? Kesinlikle hayır. Yani kötü yapana ödül, iyi yapana ceza veriyoruz. Ama zararın neresinden de dönersek kardır. Bunu hem halk olarak hem de Şişli’ye hizmet etme vaadi ile gelen siyasetçiler olarak ele ele verip düzeltelim. 

ŞİŞLİ’Yİ YÖNETENLERE SESLENİYORUM
Bu durumu değiştirmek adına, inanamasam da, ama üstlendiği sorumlulukları gereği mecbur olduklarını da düşünerek, yıkmak için değil, yapmak için, son bir umut olarak, yöneticilerimizin beyaz bir sayfa açabileceğini de düşünüyorum. 

BENİM DERDİM ŞİŞLİ VE ŞİŞLİLİ
Şişli’de Emir Sarıgül’ü en çok eleştiren bir gazeteci olarak, geçtiğimiz günlerde bir dostum da beni eleştirdi. Neden bu kadar yazıyorsun diye. Ben ona da söyledim, bu vesileyle tüm okurlarıma da sesleniyorum. Ben Şişli’de yanlış yapan herkesi eleştiren biriyim. Beni takip edenler de bunu böyle bilir. 

BEN ŞİŞLİLİNİN ADAMIYIM
Hatta öyle ki, tam tanımayanlar, Ak Parti’yi eleştirdiğim de bana CHP damgası vuruyor. CHP’yi eleştirdiğim de Ak Parti damgası vuruyorlar. Beni eski takip edenler bilir ki, benim tek tarafım var o da Şişli ve Şişlilidir. Ayrıca kim ne damga vurursa vursun umurumda da değil.   

NE YAPILIRSA OLANLARI YAZIYORUM
Ben olmayan bir şeyi yazmıyorum. Var olan ve Şişli’yi yönetenlerin icraatları doğrultusunda yaptığı hataları belge ve bilgilerle halkı bilgilendiriyorum. Buna da devam edeceğim. Ne zaman onlar sorumluluklarını layığı ile yerine getirir, o zaman ben de yaptıkları doğrultusunda bunları halka yansıtırım. Benim yazdıklarımın belge ve bilgileri, o haber olan yerdeki duyarlı insanlardan geliyor. Demek ki, yapılan bir yanlış oluyor ve oradaki insanlar da bundan rahatsız oluyor. Bunların da düzeltilmesi için de bize gönderiyorlar. Yani ben bir yerin adamı olsam karşı taraftaki kişilerin bana bilgi göndermesi pek mantıklı görünmez. 
Bu neye benziyor; ailenizin içerisinde bir yanlış oluyor. Siz bunu çözmüyorsunuz. Üstelik te tam tersi olayın büyümesine neden oluyorsunuz. Sonra orada mağdur olan da bu olayı çözebileceğine inandığı gerekli mercilere ulaştırıyor. Bana da tüm siyasi partilerden bilgi ve belge geldiğine göre hata veya kusur bende değil. Ama at gözlüğü takanlar veya yanlışların ve hataların düzeltilmesini istemeyen veya çıkar grupları bunu istemiyor.  

BAKIN İYİ YAPANLARI NASIL DESTEKLİYORUM
İşte bizim geleceğimizi emanet ettiğimiz bahsetmiş olduğum o amatör spor kulüplerinin birbirinden değerli yöneticilerinin yaşadıkları sorunlara ben nasıl tepkisiz kalabilirim. Nasıl olur da onların yanında olmam. Nasıl olurda eleştirmem. 

SEDAT CENGİZ İSTANBUL’DA İLK 2’DE
ŞİŞLİ’Yİ YÖNETENLER NEREDE?
Şişli’nin Halide Edip Adıvar Mahallesi’nde Sedat Cengiz diye biri çıkıyor. Ben Şişli’yi en iyi şekilde temsil edeceğim ve bunu da Halide Edip Adıvar Mahallesi’ndeki çocuklarla yapacağım diyor. Ve bunu da başarıyor. Ama bu başarının arkasında da bir destan yatıyor. Bu kulüp için evini satıyor. Yetmiyor arabasını satıyor. Tüm engellemelere rağmen de devler arasından mahalle takımını İstanbul’da başarıya ulaşan 2 takımdan biri yapıyor. Şişli’nin tüm imkânlarını kullananlar ne yapıyor? Şişli’yi hangi konuda ilk 2’ye sokuyor. Bunlar yaşanırken ben ne yapmalıyım, bir tekme de ben mi vurmalıyım. Bunu asla yapmadım, yapmayacağım da. Bunu yapanlarla da ömrümün son damlasına kadar mücadele edeceğim.   

EMİR SARIGÜL GALATASARAY’DA YÖNETİCİ
Büyük spor kulüpleri her dönem kendilerine bir alt kardeş kulüp bulurlar. Bunlar da amatör spor kulüplerinden olur. Emir Sarıgül’de Galatasaray’da yönetici. Hiçbir şey olmasa da görevi gereği futbol ile ilgilenmek zorunda. Ama nerede, ilgilenmeyi bırakın tam tersi engel oluyor. Ben nasıl eleştirmem. 

NEDEN YÖNETİCİ OLUNUR?
Galatasaray Spor Kulübü’nde yöneticilik yapan bir insanın normal şartlarda bir futbol aşkı vardır demektir. Ya da, Türkiye’nin en büyük spor kulübünde yöneticilik yapıyor olmanın bir başka nedeni de olabilir. Ticaretine güç katmak, isim ve itibar kazanmak, ya da hava olsun, basında çıkmış olayım diye bir düşünce de olabilir. 
Futbol aşkı olan birinin normal şartlarda futbola hizmet etme düşüncesinin de olması gerekir. Eğer bunlar yok ise geriye de yöneticiliği bir şekilde kullanmak kalıyor. 
Benim Sarıgül ailesinin Şişli’de yaptıklarından ve konuştukları ile uygulamalarının farklı olmasından dolayı inanmadığımı tüm okurlarım bilir. Belki denilebilir ki; Mehmet Tekin ön yargılı düşünüyor. 
Yaşanmış olaylar tüm gerçekleri ortaya koyduğundan, gerçeklerin de asla yok edilemeyeceğinden hele hele de benim bulunduğum ortamda bunun mümkün olamayacağından yola çıkarak yaşanmış gerçeklere bir göz atalım, kararı da sizler verin.  

EMİR SARIGÜL’ÜN BAŞARILARI NELER?
Emir Sarıgül’ün Galatasaray Kulübü Yöneticisi olduğunu bilmeyen yoktur. Ama Emir Sarıgül’ün böylesi bir kulüpte yaptığı yöneticilikten spor camiasının da aklında kalan bir çalışmasını da duyanınız yoktur.
Emir Sarıgül Adnan Polat’ın başkanlığında babasının hatırı ve o zamanlarda da Adnan Polat’ın Şişli’de yaptığı inşaatların hatırına, Galatasaray’a yönetici olduğu camiada sürekli konuşulan bir olay.

EMİR YÖNETİMDEYKEN KARŞI LİSTEDE YER ALDI
Allah’ın sopası yok ki insanın gözüne soksun. Böyle bir ilişkiden sonra ilahi adalet tecelli etti. Emir Sarıgül, Adnan Polat’ın yönetimindeyken karşısına çıkan rakibinin listesinden Adnan Polat’a karşı olarak rakip yönetime giriverdi.

KULÜP BİLETLERİYLE İTİBAR YAPTI
Sonra, kulüp yöneticisinin yaptığı bir açıklama ile de, Emir Sarıgül’ün kulüp biletlerini çok ucuza alarak, özel ilişki kurulması gereken, kendilerini sıkıntılardan kurtaracak, etkili ve yetkili yerlerdeki insanlara hediye ettiğini açıkladı. Dahası da var ama bu yazımın anlam ve hedefini saptırmaması adına şimdilik söylemek istemiyorum.
İşte Emir Sarıgül bu tür olaylarla böylesi bir kulüpte yöneticilik yaptı. Belediyede de Eğitim, spor ve kültür de Emir Sarıgül’ bağlı. 

BELEDİYENİN EN ÖNEMLİ GÖREVİ HALKA HİZMET
Geleceğimizi emanet ettiğimiz çocuklarımızın, kötü alışkanlıklar edinmemesi için Şişli’nin hemen hemen her mahallesinde bir amatör spor kulübü vardır. O spor kulüpleri bizim kendi çocuğumuzla ilgilenemediğimiz kadar bizim çocuklarımızla ilgilenirler. Hem mahallede arkadaşlık kurmak anlamında, hem de kötü alışkanlıklardan uzak tutulması adına bu kulüpler çok önem arz ederler. Her belediye de bu amatör spor kulüplerine kol kanat gererler. 
Bunların yanında da siyasetçiler için de bir oy deposudur bu kulüpler. Spor ile alakası olmayan belediye yöneticileri daha bu kulüplere her zaman destek olmuşlardır. Tabi Şişli hariç. 

BEN EMİR SARIGÜL’DEN UMUTLANMIŞTIM
Her şeye rağmen; gerek Emir Sarıgül’den, gerekse de yeni yönetimin gelmesiyle birlikte, ben dahi tüm Şişlili değişimden bir umuda kapılmıştık. Benim gibi birinin dahi bu umuda kapılmasıyla birlikte, tüm Şişlili de bu yeni yönetimle ilgili büyük bir beklenti oluşmuştu.  Tüm bu umut ve beklentiler de sadece yeni ve daha yaşanabilir bir Şişli’nin oluşması içindi. Sizleri bilmem ama bu yaşanan olaylar en azından benim umudumun yok olmasına neden oldu.  

ÖDÜL VERİLMESİ GEREKİRKEN KÖSTEK OLUNDU
Bu dip notlardan sonra, benim gibi bahtsız biri olan sevgili kardeşim Sedat Cengiz’in, küçük bir mahallenin amatör spor kulübü için yaptığı fedakârlıklar karşısında ödül verilmesi gerekirken başına gelmedik kalmadı. Ama her şeye rağmen, o bir kahramanlık destanı gibi bir tarih yazarak Halide Edip Adıvar Mahallesi’nin takımını 3’ncü lige çıkartmayı başardı. O başarı hikâyesini yakından bilen biri olarak bu ifadelerimi de seçerek kullanıyorum. O daha iyi sözlere de layık. 

SPOR KULÜPLERİ HER ZAMAN KULLANILDI
Yerel seçimlerde biri geldi, Halide Edip Adıvar’a sponsor oldu. Dedik ki bu memlekette hala duyarlı birileri var. Ama belediye başkan adayı olamayınca yine bunlar aynı teraneymiş dedirttiler. Sonra bizim Sedat denizden çıkmış balığa dönüverdi. Sporcular da bu sponsor var diye bir havaya da girmişlerdi. O hayalleri de alınmasına rağmen onlarda başkanları gibi bir kahramanlık göstererek, o kadar devlerin arasından Halide Edip Adıvar Spor’u 3’nci lige çıkarmayı başardılar.
Bu başarı hikâyesinin arka planına şahit olmayan için anlaşılabilecek bir durum olmadığını bildiğim için ben bunu anlatmaya çalışıyorum.

BU BAŞRILAR TÜM İMKÂNSIZLIKLARA RAĞMEN GERÇEKLEŞTİ
Bu takım antrenman yapacak sahası dahi yoktu. Antrenman için kira karşılığı bir tesis ile anlaşılıyor ama tesise gidebilecek otobüs parası dahi yoktu. Birkaç defada olsa, yürüyerek giden bir takımdan bahsediyorum.
Bu devler arasından Şişli’nin bir takımı tüm bu olumsuzluklara rağmen 3’ncü lige çıkma başarısını gösteriyor. Ama Şişli Belediyesi bu durumu ödüllendirmek yerine araç vermeyerek adeta cezalandırırcasına bir tutum sergiliyor.

EMİR SARIGÜL BİRGÜN BİLE MAÇLARA GİTMEDİ
Böylesi bir başarı için diğer ilçe belediyeleri tüm imkânları seferber ederken, maçlara tüm ilçe protokolü daha giderken koskoca ilçe takımlarını tüm olumsuzluklara rağmen Şişli’nin bir mahalle takımı onların arasından sıyrılıp 3’ncü lige çıkıyor. Şişli’yi yönetenlere başta Hayri İnönü ve sporcu yönetici vasfıyla gezen Emir Sarıgül’ü bir maça gittiğini gören duyan var mı? 

SEÇİM DÖNEMİNDE BULUNAN BÜTÇE SONRASINDA BULUNAMAZ
Seçim zamanında tüm mahallelere seçim irtibat bürosu açan onlar için bütçe bulan ve mahalleliyi ikna etmek için yapmadığının bırakmayanlar bunlar değil mi?

DOĞRU KİŞİYE DOĞRU GÖREV VERİLMEDİ
Belediye imkânları doğru kullanılır ise bu kulüpler belediye yük olmadan dahi çok büyük başarılara imza atacak imkânlara sahip olabilir. Yeter ki yöneticiler yönetici olsun. Şişli Türkiye’nin en zengin ilçesi. Emir Sarıgül’ün babası Şişli’de devletten daha fazla okul yapmış biri. İstense belediye için bu işler çok küçük kalır.  Şişli alışveriş merkezi cenneti, her mahalleye bir AVM’yi sponsor yaptırırsın yine bu işi çözersin. Siz öncü olduktan sonra bu işe koşa koşa gelecek çok kurum olur. 

MALZEME KÖTÜ OLUNCA DA SİSTEM ÇÖKER
Belediye de hizmet aşkı yoksa, bir de vasıfsız insanlar hak etmedikleri yere getirilirse, o zaman bunları düşünebilecek insan da bulamazsınız ve sistem de çöker. İş üretemeyenler de iş üretenler engel olmaktan başka bir şey yapmayacağı için belediye şu an olduğu gibi cadı kazanına döner. 

HAYRİ BAŞKAN AİLENİZE SAHİP ÇIKIN
Sayın Hayri İnönü sizin iyi bir aile reisi olduğunuz konuşuluyor. Siz çocuklarınızın nasıl geleceğini düşünüyor iseniz. Artık siz sadece Nazlı Hanım, Mehmet, Murat ve Münci ailesi değilsiniz. Siz koskoca bir Şişli ailesinin başı durumundasınız. Lütfen ailenize sahip çıkınız.
Siz nasıl çocuğunuzun istikbalini düşünüyorsanız, bir o kadar da Şişli’deki çocukları düşünmek zorundasınız. Çocuğunuzun iyi bir tahsilini ve geleceği için dövmesinin dahi hesabını yapıyorsanız, artık Şişli’nin çocuklarının da geleceği ve kariyeri için çaba göstermek zorundasınız.
Siz nasıl çocuğunuzun kariyerini bitirmeden birçok istek ve beklentilerini uygulamıyorsanız, Şişli’ye yapmayı vaat ettiğiniz Broadway’den önce, Şişli’deki çocukların geleceklerinin planları yapmalısınız.

EMİR SARIGÜL BABANIZIN DURUMUNA DÜŞMEDEN ÖNLEM ALIN
Sayın Emir Sarıgül; bir gün babanız bir laf etmişti. Ben hiçbir şey olamazsam gider Galatasaray’a başkan olurum diye. Ama halk babanıza gereken cevabı verdi. Bu gün babanızın durumuna düşmek istemiyorsanız, Şişli’nin size verdiği yetkiyi ve teveccühü siz de Şişli’ye verin lütfen.  

SİZİN DE YAŞAYABİLECEĞİNİZ BİR ŞİŞLİ OLUŞTURUN
Bu tutumunuzu değiştirmediğiniz sürece Şişli Belediyesi’ne girmek dahi istemeyeceksiniz. Nasıl ki, Şişli’yi yönetenler olarak Şişli’de ikamet edecek standartlarınıza sahip bir yer bulamıyorsanız. O zaman gelin sizlerin de ikamet edebileceği standarda sahip bir Şişli oluşturun. 
Bu halk adamı vezirde eder, rezil de eder. 
Şişli artık layık olduğu yere ve değere ulaşacak. Bunun önünde kim engel se biz bu engelleri tek tek kaldıracağız. Kim ki Şişli’yi layık olduğu yere taşırsa da biz de onu layık olduğu yere taşıyacağız.    

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.