Çocuklar Yaşasın

Turgut Yüksekdağ

Farkında mısın?

Onlar öldüler!

Parçalanarak öldüler!

Yüzün üzerinde insan öldü. Bir o kadar insan da yarım kaldı, hayatına yarım insan olarak devam etmek zorunda kaldı Ankara'daki saldırı sonrasında. Üzülenler... Timsah gözyaşı dökenler. Ve bırakın üzülmeyi, sevinenler...

Ölüme, katliama sevinenler, küfürle karışık söylenenlerin hiçte az olmadığını görmenin utancını da yaşadık. İnanılacak gibi değil.

Ama onlar PKK'lıydı mazeretinin altına sığınma kolaycılığının ardında küfürler, hakaretler.

Nereden biliyorsun? Belki de PKK'ya düşmandı, belki de nefret ediyordu. Belki de senden daha fazla barış istiyordu. Bildiği, inandığı doğrular için ama barış için bir araya gelmiş insanlardı onlar. Ama öldüler.

Kendini dindar olarak tanımlayan (Müslüman demek bile istemiyorum) birileri tarafından öldürüldüler.

Müslüman insan öldürür mü?

Mutlu musun?

Onlar öldü, PKK bitti, hepimiz rahatladık.

9 yaşındaki Veysel Deniz ölünce kurtuldu bu ülke değil mi? Gencecik çocuklar ölünce herşey yoluna girdi.

Akıl tutulması yaşıyoruz.

Uzun ama çok uzun süredir yaşıyoruz bunu.

Nevruz'da Diyarbakır'da yüzbinlerce kişi bir araya geliyor, Apo posteri açıyor, onun mektubunu okuyor bunun adı barış oluyor. Ankara'nın göbeğinde barış için yürüyelim diyenler PKK'lı oluyor.

Herşey ama herşey birbirine karıştı.

Belki kızacaksın bana ama onu da söyleyeyim; belki de PKK'lıydı. Bugün bununla övünenler milletvekili oluyor, ülke yönetimine talip oluyor. Ama bu insanlar yürüyemiyor, parçalanıyor, ölüyor.

İki yüzlülük bu!

Artık gerçeklerle yüzleşme zamanı gelmedi mi?

Bu ülkede çok ciddi bir iç güvenlik sorunu var.

Hatta bölünme tehlikesi var.

Ve üzgünüm artık öldürmekle, sindirmekle bitiremeyeceğin kadar PKK'lı var.

Hepsi eli silahlı terörist değil ama var. Onun çizdiği yoldan gitmek isteyen insanlar var. Milyonlarca var üstelik.

Çok acı oldu değil mi?

Daha da acısını söyleyeyim.

Öldürmekle bitmeyecek kadar çok var.

Öldürmekle, sindirmekle bitseydi;

12 Eylül'den sonra sol diye birşey kalmazdı bu ülkede. Ama var.

28 Şubat'tan sonra din eksenli siyaset güçlenmezdi, kaybolurdu.

Boşuna söylememiş atalarımız "kesilen sakal daha gür çıkar" diye. Keserek, öldürerek, parçalayarak bitiremezsin.

Onlar da neler neler yaptı ama diyerek rahatlatıyorsun kendini değil mi?

Dağlıca'yı, Üzümlü'yü, Pervari'yi, Iğdır'ı hatırlatıyorsun.

Unutmadım ki. Hangimiz unuttuk?

Karayılan 30 yıldır emir veriyor. Ferman Hüseyin 30 yıldır öldürüyor. Apo kendine tahsis edilen adada yaşıyor. Bunları unuttuk mu peki? Ama nasıl da güzel kabullenmişiz değil mi? Esas adamlara hiçbirşey olmuyor.

Çocuklar ölünce düzelmiyor kardeşim.

Önemli olan Türk ya da Kürt o çocukları yaşatabilmekte.

Yaşatmak, aynı; yolda yürüdükleri, aynı; metrobüse, aynı; uçağa bindikleri gibi yan yana yaşatmak önemli olan.

Yaşatabiliyor musun?

Yaşatıp, çözebiliyor musun sorunlarını?

Yaşatamıyorsan en kolayını yaparsın.

Küfür edersin arkasından.

Uhud Savaşı'nı bilir misin? Hz Hamza'nın Vahşi tarfından mızrakla şehid edildiği Uhud Savaşı'nı? Ve sonrasında Hz Muhammed'in Vahşi'yi İslamiyet'e davet edişini bilir misin? Aralarındaki yazışmaları bilir misin?

"Ancak şu var ki dönüş yapıp iman edenler güzel ve salih amel işleyenler bundan müstesnadır Allah bunların kötülüklerini iyiliklere günahlarını sevaplara çevirir çünki Allah Gaffurdur Rahimdir" Furkan Suresi 70. Ayeti

yanıtını veriyor Hz Muhammed asla affedilmeyeceğine inanan Vahşi'ye verdiği yanıtta.

Demem o ki; çocuklar yaşasın.

Neye inanıyorsa inansın, yaşasın.

Zor mu?

Zor, biliyorum.

Parçalanmak kadar zor!

Turgut Yüksekdağ / Twitter: @turgutyuksekdag