İTO Başkanı Yalçıntaş: İyi bir kaptan der ki...

İTO Başkanı Murat Yalçıntaş, Akdeniz Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği'ne veda ederken önemli açıklamalar yaptı.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Murat Yalçıntaş, ''Gelişmiş piyasa ekonomilerinde yaşanan ekonomik kriz bahanesiyle, bu ülkeler bölgemizde yaşanan tarihi dönüşüme destek vermede umursamaz bir tavır içindeler'' dedi.

Yalçıntaş, Akdeniz Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği'nin (ASCAME) ''Akdeniz'in Politik ve Ekonomik Geleceği'' konulu konferansında yaptığı konuşmada, ASCAME'nin 22. Genel Kurulu'nun yarın, İTO'nun ev sahipliğinde yapılacağını, ASCAME'nin kuruluşunun 30'ncu yılının kutlayacağını hatırlattı.

ASCAME'nin temellerinin 1982 yılında Barselona'da atıldığını, bugün, 23 Akdeniz ülkesinden 210'dan fazla odayı bünyesinde barındırdığını söyleyen Yalçıntaş, ''ASCAME, bu coğrafyada özel sektörün görüşlerinin temsil edildiği en önemli kuruluş'' dedi.
Yalçıntaş, Birliğe 2007 yılında Başkan seçildiğini ve 2009 yılında ikinci kez bu göreve layık görüldüğünü anımsatarak, yarın gerçekleştirilecek Genel Kurul'da görevini Lübnanlı meslektaşı Muhammed Choucair'e bırakacağını söyledi.

Konferansın gerçekleştirilmesine ilişkin olarak Yalçıntaş, ''Çünkü Akdeniz ülkeleri olarak kolay günler geçirmiyoruz. 2008 yılından beri dünyayı etkisi alına alan küresel mali kriz bir süredir özellikle Akdeniz'in kuzeyine nefes aldırmıyor. Benzer şekilde Akdeniz'in güney kıyıları da Arap Baharı olarak adlandırılan siyasal ve sosyal hareketlerin, değişim rüzgarlarının tesiri altında'' değerlendirmesini yaptı.
      
''Daha müreffeh bir gelecek yolunda sorunları geride bırakabiliriz''
Akdeniz coğrafyasındaki demokratik geçiş sürecinin birtakım zorlukları beraberinde getirdiğini, ama bu sürecin kendilerine çok büyük fırsatlar sunduğunu söyleyerek Mevlana'nın ''Dert insana yol gösterir'' sözlerini hatırlatan Yalçıntaş, ''Bugünün sorunları aslında, işbirliği yapma ve politikalarımızı uyumlaştırmak adına bize yol gösterebilir. Yeter ki biz bu fırsatları görelim ve değerlendirelim. Bu fırsatları yakalamak adına bugün, bu seminerlere, bu forumlara her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Konferansın tanımlayıcı cümlesinde altını çizdiğimiz gibi daha müreffeh bir gelecek yolunda sorunları geride bırakabiliriz'' diye konuştu.

Akdeniz ülkeleri olarak ilk medeniyetlerin kurulduğu büyük bir coğrafyanın mirasçıları olduklarını, bu coğrafyanın en batıdaki noktasının Cebelitarık Boğazı, en doğudaki noktasının Suriye sahilleri olan 4 bin kilometrelik devasa bir bölge olduğunu anlatan Yalçıntaş, ''Türkiye'nin de parçası olmaktan gurur duyduğu bu bölge, büyük bir ekonomik potansiyele sahiptir. 500 milyonluk bir nüfus ve 8 trilyon dolarlık bir ekonomiye sahiptir. 100 milyonu aşkın genç nüfusu bulunuyor'' dedi.
Akdeniz'in kuzeyi ile güneyinin bir arada olduğunda bir değer ifade ettiğini söyleyen Yalçıntaş, ''Kuzey Akdeniz'de gelişmiş teknoloji, zengin sermaye ve büyük bir pazar mevcuttur. Güney Akdeniz'de zengin enerji kaynakları ve ucuz kalifiye iş gücü bulunuyor. Dolayısıyla bu iki imkan, gerçek refah ve barışa gidecek anahtar rolü oynayabilecek niteliktedir'' diye konuştu.
      
''Geleceği kurmak için sürekli geçmişle hesaplaşma içinde olmamalıyız''
     
 Akdeniz'in geleceği için iki önemli konu olduğunu söyleyen Yalçıntaş, ''İlki siyasi diyalog konusudur. Her ne kadar son yıllarda bu konuda ciddi bir ilerleme kaydedilmiş olsa da hala bu alanda kat etmemiz gereken uzun bir yol var önümüzde. İletişim kurmayı reddederek belli bir noktaya gelmenin mümkün olmadığının bilincindeyiz. İşte bu sebeple ilk etapta iyi bir diyalog sağlanmalı'' dedi.

İngiliz devlet adamı Winston Churchill'in işaret ettiği bir tehlikenin kendilerini beklediğini söyleyen Yalçıntaş,''Der ki Churchill; 'Bugün ile geçmiş arasında bir kavga başlatacak olursak, geleceği kaybetme tehlikesine gireriz' dolayısıyla bizler bu bölgede geleceği kurmak için, bugünün aktörleri olarak sürekli geçmişle hesaplaşma içinde olmamalıyız'' şeklinde konuştu.
Arap ülkelerindeki olayların bölgede pek çok değişikliğe sebep olduğunu, bazı Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde ortaya çıkan değişim taleplerini, yakından takip ettiklerini ve desteklediklerini ifade eden Yalçıntaş, ''Daha çok kalkınma, ancak daha çok özgürlük, adalet ve insan hakkıyla birlikte mümkündür'' dedi.

Murat Yalçıntaş sözlerini şöyle sürdürdü: 

''Bizi aynı çatı altında birleştiren Akdeniz havzasında pek çok milletten, pek çok dini inançtan insanlar bir arada yaşıyor. Ne yazık ki, batıda, özellikle son yıllarda terörün İslam dini ile özdeşleştirilmesi, özellikle Avrupa'nın kuzeyinde İslam karşıtlığının yükselmesi ile birlikte paralel giden bir gelişme oldu. Sevgili dostlar, terörün dini yoktur, olamaz. Ne yazık ki bu algı Müslüman kişilerin bazı Avrupa ülkelerinde hem eğitim hem de istihdam alanında sadece dinleri yüzünden büyük ayrımcılığa uğramalarında etkili oluyor. Uluslararası Af Örgütü'nün geçtiğimiz nisan ayında yayımladığı 'Tercihler ve Önyargılar: Avrupa'da yaşayan Müslümanlara yönelik Ayrımcılık' adlı rapor özellikle bu konuya dikkati çekiyor. Akdeniz havzasında amaçlanan birlik ve beraberlik için Avrupa'da İslam düşmanlığının önüne geçilmesi şart. Medeniyetler çatışması değil medeniyetler birliği fikri bu dinamiklerdeki bağlayıcı parametre olmalıdır. Hem siyasi hem de sosyal diyaloğun önü bu düşmanlıklarla tıkanmamalıdır.''
      
''Gelişmiş ülkeler de taşın altına elini sokacaklar''
     
Yalçıntaş, bölgedeki ikinci konunun ise coğrafyadaki mali yapı ve işbirliğine nasıl canlılık kazandırılabileceği olduğunu söyledi.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da devam eden tarihi demokratikleşme ve yeniden yapılanma sürecinde uluslararası toplumun desteğinin son derece önemli olduğunu, bu nedenle de gelişmiş ülkeler ile uluslararası finans kuruluşlarının bölge ülkelerini desteklemelerin şart olduğunu söyleyen Yalçıntaş, konu hakkında şunları kaydetti:

''Tıpkı İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra uygulanan Marshall Planı gibi kapsamlı bir ekonomik restorasyon programı, bu bölgede başlatılmalıdır. Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül'ün de vurguladığı gibi, başta Avrupa olmak üzere tüm uluslararası camianın önünde Akdeniz'i yeniden, her iki yakasıyla eski ihtişam ve refahına kavuşturma fırsatı bulunuyor. Aynı şekilde Ortadoğu'yu istikrar ve refah üreten bir bölge haline dönüştürme şansımız var. Ama bunun bir şartı var: Gelişmiş ülkeler de taşın altına elini sokacaklar. Bir zamanlar, zenginliklerini artırmak için sürekli beslendikleri bu bölgeye bu sefer, ekonomik yardımlarıyla destek vermeliler. Gelişmiş piyasa ekonomilerinde yaşanan ekonomik kriz bahanesiyle, bu ülkeler bölgemizde yaşanan tarihi dönüşüme destek vermede umursamaz bir tavır içindeler''

Savaşları ve kriz yönetimini finanse etmek için trilyonlarca dolar harcayan uluslararası camia, barışı, demokrasiyi ve istikrarı desteklemek için de aynı gayreti göstermelidir. Bu desteğin gelmesi şarttır. Çünkü ekonomik coğrafyamızda bazı problemlerle karşı karşıyayız. Biliyorsunuz, 2008 yılından beri tüm dünyayı etkisi altına alan mali kriz, özellikle Avrupa'yı, yani Akdeniz'in kuzeyini derinden sarstı. Aynı çatı altında bulunduğumuz Yunanistan, İspanya ve İtalya da ne yazık ki bu krizden kötü etkilendiler.''

 Kuzey Afrika'nın uluslararası pazarlarla daha fazla bütünleşmesi için bu ülkelerde özel sektörün gelişmesinin şart olduğunu, aksi halde bu ülkelerde istihdam alanı oluşturmanın ve yaşam kalitesinin artırılmasının gittikçe zorlaşacağına dikkati çeken Yalçıntaş, ''Buradaki kilit sözcüğümüz yine işbirliği olacaktır. Bölge ülkelerinde istihdam sağlayacak daha fazla sayıda proje geliştirilmeli, özellikle güney Akdeniz ülkelerini kalkındıracak çalışmalara imza atılmalıdır. Çünkü 2010 Dünya Bankası verilerine göre Akdeniz'in güneyinde kişi başına düşen gelir 8 bin dolar iken, kuzeyinde bu rakam 28 bin dolar civarındadır. Bu da Akdeniz'in iki kıyısı arasında farklılıkları derinleştirmektedir'' diye konuştu.

Murat Yalçıntaş, kamu-özel sektör işbirliklerine imkan sunan Invest-In-Med gibi projelerle ASCAME olarak, kuzey-güney eşitsizliğinin azaltılması için çok çalıştıklarını, çalışmaya devam edeceklerini söyleyerek ''Siyaset ile ticaret el ele verince Akdeniz, tam da hepimizin arzu ettiği şekilde bir barış ve kardeşlik gölü olacaktır. İşte bu aşamada ben ASCAME'nin kilit rol üstlendiğine inanıyorum'' dedi.

YALÇINTAŞ: İYİ BİR KAPTAN DER Kİ...

Yalçıntaş, sözlerini şöyle tamamladı: 

''Albert Camus diyor ki; 'Akdeniz dehasının en ana unsuru, doğu ile batı arasındaki buluşmadan kaynaklanır. Bu buluşma, tarihte ve coğrafyada tektir ve benzeri yoktur'. İkincisi ünlü yazar Amin Maloouf'tan. Maloouf da diyor ki, 'İyi bir kaptan Atlantik'i Akdeniz'e, kötü bir kaptan ise Akdeniz'i Atlantik'e çevirir.'
İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Ekonomi Haberleri