• BIST 95.826
  • Altın 260,436
  • Dolar 5,7641
  • Euro 6,5532
  • İstanbul 29 °C
  • Tekin; ‘Şişli’de yaşananlar İnönü ile Sarıgül'ün rant ve koltuk kavgasıdır’
  • İnönü gündemin kendi olduğu özel davet ettiği muhtarlar toplantısına katılmadı
  • ‘İnönü çıkar sağlıyor’ diyen danışmanı delilleri mahkemeye sundu
  • Tekin; ‘Şişli’de yaşananlar İnönü ile Sarıgül'ün rant ve koltuk kavgasıdır’
  • İnönü gündemin kendi olduğu özel davet ettiği muhtarlar toplantısına katılmadı
  • ‘İnönü çıkar sağlıyor’ diyen danışmanı delilleri mahkemeye sundu

21 ARALIK HURAFELERİ

Deniz Batu Ebinç

            21 Aralıkla ilgili derlemiş olduğum, kulaktan dolma HURAFELERE göre dünya bunları konuşuyor... İşte size tüm dünya basınından derlediğim öne çıkanlar:

            *** Maya takvimine göre 21 Aralık 2012 yeni çağın başlangıcı, yani dünyanın beşinci evresine geçişin ilk günüdür. Maya takvimine göre dünya çeşitli tufanlarla daha önce dört kez köklü yıkımlara uğramış ve insanoğlu sıfırdan yeniden küllerden arta kalanlarla hayatına devam etmiş, kendini yenilemiş, geliştirmiş vs...

            *** Nuh Tufanına sebep olan, efsanevi Marduk Gezegeni yine dünyaya çarpacakmış. (Marduk Gezegeninin gaz ve dumanlardan oluştuğuna inanılır.)

            *** NASA’ya göre, yakında Dünya tüm galaksi sistemiyle birlikte Galaksinin SIFIR HATTINDAN geçecekmiş. Bu geçiş sürecinde ise:

            1. Sonbahar ve kış ayları Tibet’te ve tüm Kuzey yarım kürede daha sıcak yaşanacakmış!

            2. Bu geçiş süreci; enerjinin yayılamadığı, elektromanyetik alanlarının olmadığı ve tüm cisimlerin durgunluğa uğradığı bir ortam oluşturacakmış!

 
            3. Tüm Dünya'da, sadece bir kaç dakikalığına; 'Moskova saatiyle 10′da,' tam karanlık çökecek, sessizlik olacak, ışık, elektrik ve iletişim bir kaç dakika duraksayacakmış!

            4. Dünya SIFIR HATTIN geçişinden sonra, insanların görüşleri ve yaşamları değişecekmiş. Manevi değerler üstün olacak, insanlar ebedi ahlaki ve manevi değerler hakkında düşünür olacak, devletlerde bilim, ahlak, maneviyat, tıp patlak verecekmiş! Bu da bireyi daha önemli bir hale getirecekmiş!

            Bunlar dünyanın görüşü, işin içine birazda mizah karıştırırsak bense şöyle düşünüyorum:

            22 Aralık günü ben, Şirince'ye gitmedim diye sokakta yeminler eden birini görürseniz, bilin ki bir avuç köy yerinde otuz bin kişinin arasında ezile büzüle üç gün boyunca her türlü zorluğu yaşamış ve zaten mistik-borderline karakteristik özelliklere sahip ruhuyla ve tüm bu Şirince rezaletinden sonrada ruhani varlığını uzun süre mesken edinecek anksiyete bozukluklarıyla ortaya atılmış tipik bir ruh hastasıdır.

            Şirince dönüşü, (Müslüman'sa eğer) ayetlere itikatsızlık ve de inançsızlığının sebep olduğu toplumsal tepkinin utancı, bu kişileri sanırım ayı çoban hikayesinde ki çoban karakterine dönüştürecektir. Bese hırçe! :)))

            Birey toplumdan ayrı düşünülemez, toplumu oluşturan, bireylerin birliktelikleri ve beraberlikleridir. Birey toplumun tam da istediği gibi olmak ya da yaşamak zorunda değilken, toplumdan tamamen soyutlanması ve toplumun her anlamda zıddına gitmesi, bireyin toplumsal tepkilere maruz kalmasına neden olur. Böylelikle toplumsal kurallara karşı bireyin başkaldırışları, onun içsel mutsuzluklarına dönüşür.

            Araştırıyorum, sorguluyorum ve görüyorum ki Şirince'ye gelenlerin yüzde seksene yakın bir bölümü hem geliş hem de dönüş bileti satın almış! Hal böyle olunca şöyle bir çelişki çıkıyor ortaya; tamamen inanmışsan kıyametin kopacağına, ona amenna: (saygı duyarım) o zaman neden dönüş bileti alıyorsun, seni kim nereye, nasıl, neyle ve neden geri götürecek. Ya olmazsa ihtimaline karşı aldıysan o gidiş-dönüş biletini: döner-dönmez hemen bir kliniğe başvurmanı şiddetle tavsiye ederim; bunu senden toplum adına talep ediyorum, çünkü bu topluma sen kendinin bile tamamen inanmadığın hurafelerin yüzünden, huzursuzluk, mutsuzluk, yersiz kaygı ve panik yaşatıyorsan, bu da toplumun senden tedavi olmanı isteme hakkını doğurur.  

            Ölümden maada gidecek bir yerim yok ki ha bugün ha yarın... Ne diye hem kendimi hem başkalarını huzursuz edeyim; ne diye adını sanını bilmediğim, elin gavurunun yaratmış olduğu, kutsal kitabımızın (Kur-an'ı Kerim'in) kesinlikle yalan yanlış ve hurafe dediği bir sansasyon yüzünden imanımdan ödün vereyim!

            Bir psikolog ve bir sosyolog arkadaşımla yapmış olduğumuz üçlü konuşmalarımızdan sonra ortaya çıkan şu cümleyle makalemi sonlandırıyorum.

            Bunlar, tamamen maddi hayata dair her şeye doymuş, can sıkıntısı yüzünden kendine meşgale arayan; narsistik hastaların, 'Amerikan filmlerinde birbirlerine korku hikayeler anlatıp heyecan arayan gençlik misali' aşırı tiplerdir... Psikolog arkadaşımın da dediği gibi Afrika'da buluğçağı sendromu da menopoz sorunu da yok. :) Parasal rahatlığın vermiş olduğu tepkidir, rahatlık teper ya adamı!       

               Yalansız, korkusuz ve mutsuzluktan ırak bir dünya dileklerimle... !denizbatu!


Bu yazı toplam 417 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Şehri İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 213 65 41 | Faks : 0 212 217 65 50 | Haber Scripti: CM Bilişim