• BIST 94.896
  • Altın 282,023
  • Dolar 5,8598
  • Euro 6,5130
  • İstanbul 19 °C
  • Tekin; ‘Şişli’de yaşananlar İnönü ile Sarıgül'ün rant ve koltuk kavgasıdır’
  • İnönü gündemin kendi olduğu özel davet ettiği muhtarlar toplantısına katılmadı
  • ‘İnönü çıkar sağlıyor’ diyen danışmanı delilleri mahkemeye sundu
  • Tekin; ‘Şişli’de yaşananlar İnönü ile Sarıgül'ün rant ve koltuk kavgasıdır’
  • İnönü gündemin kendi olduğu özel davet ettiği muhtarlar toplantısına katılmadı
  • ‘İnönü çıkar sağlıyor’ diyen danışmanı delilleri mahkemeye sundu

“Taraf”ın Sakallı Bebek’leri

Turgut Yüksekdağ
Türkiye’de basının gerçek anlamda dördüncü güç olduğu dönemleri hatırlıyorum. Köşe yazarlarının çok etkin olduğu, sözünü esirgemediği, yazdıkları yazılar ile gazetelerini kapattırdıkları dönemler çok eski değil. Nazlı Ilıcak’ın bile eş kontenjanından yazdığı yazılar ile çok defalar kapatıldı Tercüman Gazetesi, düşünün artık.
İlk defa o dönemlerde kaymıştı Türk basınının şirazesi. Hürriyet, Milliyet, Tercüman biraz hafif addedilen Günaydın, çizgisini hiç bozmayan Cumhuriyet ve abone usulü her eve girmeye çalışan Türkiye Gazetesi. Öyle spor gazeteleri falan yok. İnternet yok, özel televizyon yok. Herşey bu gazetelerin üzerinden dönüyor. Sohbetlerin büyük bölümü de yine bu gazetelerin manşetleri, haberleri, köşe yazıları üzerine. Gücü düşünebiliyor musunuz?
İktidar kadar güçlü diyebiliriz o dönemdeki basın için.
Sonra bir gün bir gazete çıktı.
Herkes o gazeteden bahsetmeye başladı. Ama haberden çok fotoğrafları bir de “özel haber”leri konuşuldu. Bir anda en çok satan gazete oldu. Basının ağırlığı falan kalmadı, yıkıldı gitti herşey. Bugün bile “Tan Gazetesi” denildiğinde dudaklara hafif bir gülümseme yerleşir. Özellikle en ince detayı ile verilen “özel haberleri” olay oldu Tan Gazetesi’nin. “Sakallı Bebek” diye yaptıkları uydurma haber ile aylarca gündemde kalmayı başardılar. Sakallı Bebek haberini hatırlayan var mı? “Sakallı bir bebek doğmuş, doğar doğmaz konuşmuş ve demiş ki kıyamet kurban bayramının ikinci günü kopacak.” Mavi güzlü, korkunç suratlı bir bebek çizimi dışında hiçbir şey yok elimizde ama aylarca bu konuşuldu ülkede. Sonra, sonrası yok işte. Ne bebeği kaldı, ne sakalı.
 
Tan Gazetesinden sonra Türkiye’de basın devamlı olarak aşağı doğru bir ivme çizdi. Bunda gelişen teknolojinin, televizyonun, internetin de büyük rolü olduğunu söylememiz gerekiyor.
Basının artık etkisi yok dediğimiz dönemde başka bir gazete çıktı ortaya; Taraf.
 
Bir gazetenin her haberi olay olur mu? Oldu.
Yazdığı, söylediği herşey haber oldu Taraf’ın. Doğruluğunu sorgulama şansımız bile olmadı çünkü ertesi gün başka bir haber çıktı. Her gün “burası nasıl bir ülkeymiş” dedikçe hep aynı şeyi duyduk, “bu daha bir şey değil, çok yakında neler olacak?” Mehmet Baransu, Rasim Ozan Kütahyalı, Emre Uslu bize Türkiye’de gazeteciliği tekrar hatırlattılar sandık. Çünkü bu kadar haberi yıllardır atlayan yüzlerce gazeteci varmış bu ülkede. Ya da bu haberleri biliyormuş da yayınlayamıyormuş sandık. Ahmet Altan, Neşe Düzel, Yasemin Çongar ne yazacak diye merak eder olduk. Olacakları hep önceden bildiler.
Ve bir gazete Türkiye tarihinin en önemli davasını yönlendirdi adeta. Ortaya çıkan deliller, evraklar, belgeler, ıslak imzalar.
 
Taraf ve Ekibi gerçek bir demokrasi kahramanı mı yoksa özel olarak kurulmuş bir provokatör bir grup mu?
Yazdıkları doğru mu? Yanlış mı?
Tüm bu soruların yanıtlarını ararken tam da büyük bölümü Taraf’ın ortaya koyduğu belgeler ile devam eden Ergenekon Davası’nın sonuna gelinmişken Ahmet Altan ve Ekibi “maddi sebepler” ile gazeteden ayrıldılar.
Yani ne oldu şimdi?
Yıllardır böyle bir gazeteyi ayakta tutan ekip için “maddi sebep” çok sudan bir sebep olmadı mı?
İyi gazete, iyi gazeteci haberini takip eder.
Onlarca haber yaptıktan sonra tüm bu haberler ile ilgili karar verileceği aşamada “bana eyvallah” demenin mantığı ne? Eğer yaptığınız haberler doğru ise, yargının kararı bu yönde çıkacaksa haberin keyfini neden yaşamıyorsunuz? Ya da yaptığınız haberler doğru değilse, gerçeği yansıtmıyorsa, yargının kararı aksi yönde çıkarsa bunun hesabını neden vermiyorsunuz ya da haberinizi savunmuyorsunuz.
Taraf’ın haberlerinin doğruluğu konusuna girmek istemiyorum çünkü bizzat haberin sahipleri kendi yaptıkları haberlere “Sakallı Bebek” muamelesi yaptı ve döndü arkasını çekti gitti. “Camiler bombalanacak”, “uçaklar düşürülecek” haberlerini yapanlar bu haberlerinin takibini yapma gereği bile duymadı.
Bir dönem televizyonlarda en üst ses tonu ile “camiler bombalanacak”, “uçaklar düşürülecek”, “bitirme planı”, “balyoz”, “Sarıkız”,”Eldiven”, “Ergenekon” diyenler şimdi spor programlarında Meireles’in eli ile yaptığı hareketin anlamını tartışıyor.
 
Yapacak bir şey yok kısa sürede birçok Sakallı Bebeği kucağımıza bırakan Ahmet Altan ve Ekibi Taraf’tan ayrıldı. Tekrar roman yazmaya dönecekmiş Ahmet Altan. Güzel haber. Kocası evdeyken sevgilisini eve alıp sevişen kadını anlattığı romanı (Aldatmak) bile “maddi sebep” bahanesine göre çok daha gerçekçi geliyor kulağa…
 
Bu yazı toplam 646 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Şehri İstanbul | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 213 65 41 | Faks : 0 212 217 65 50 | Haber Scripti: CM Bilişim