İstanbul’da yaşamak var ya..

İstanbul’un; dünyanın dördüncü büyük kenti, Avrupa’nın Kültür ve Spor Başkenti ve daha saymakla bitirilemeyecekte birçok özelliğe sahip.

Ben böyle bir kentte yaşamanın ve bu özel kente ait gazete çıkarmanın gururunu yaşamaktayım. 
Bu kent öyle bir kent ki, tüm siyasi liderlere “İstanbul’u alırsak Türkiye’yi aldık demektir” dedirtecek                kadar büyük. 
Türkiye’de büyük taraftar kitlesine sahip olan spor kulüpleri de yine bu güzelim kentte bulunmakta.
İstanbul’un, bu saydığım özelliklerini; eğitimde, kültür sanatta, turizmde, inşaat sektöründe ve daha aklımıza bile gelmeyen branşlarda geçerliliğini görmek mümkün.
Hele hele tarihi, bizim tam anlamıyla anlayıp, yaşayamadığımız ama dünyanın her yerinde  insanların akın akın ziyaret ettiği, tadını ve keyfini çıkardığı İstanbul.
Kısacası biz ne kadar İstanbulluyuz ne kadar kentliyiz? 
İstanbul’a ne kadar uzak ne kadar da yakınız?
Bununla beraber, halkın İstanbul’la ilişkisi bu kenti yönetenlerce ne kadar sağlanabiliyor?
Bu kenti yönetecek kişileri sececeğimiz günlerin yaklaşmasıyla, beklenti içerisinde olduklarımızın gerçekleşip gerçekleşemeyeceğini biraz kafa yorduğumuzda anlamamız mümkün. 
Yaşadığımız yeri bizimle özdeşleştirecek, bizim göremediğimiz şeyleri gösterecek, yaşayamadıklarımızı bizlere yaşatması gereken başkan ve meclis üyelerini, etkili ve yetkililerin önümüze koydukları arasından seçeceğiz. 
Çünkü adaylar halkın görüşlerine başvurularak, tercihleri alınarak belirlenmiyor. 
Duruma ve şartlara göre değişen 4 ila 5 yıl arası önümüze konulan sandıkta bize “sözde” seçim hakkı veriliyor. Ama şikayet ettiğimiz kişiler kadar şikayet edenlerin de sorumluluğu yok mu?
Biz pasif bir şekilde şikayet etmek yerine, sürece daha aktif katılıp beklentilerimizi, beğendiklerimizi, beğenmediklerimizi anlatırsak, taleplerimiz konusunda ısrarcı olursak, İstanbul gündemine sahip çıkıp bu gündemin sonuna kadar takipçisi olursak acaba bu muameleye reva görülür müydük? Güçlü bir sivil toplumun olmadığı bir şehirde kim ya da hangi partinin adayı seçilirse seçilsin kentlinin varlığı yönetimde hissedilmeyecektir. 
Önemli olan kentle ilgili kararlar alınırken halkın tercihlerinin yönetenlerce dikkate alınmasını sağlamak. Yani daha fazla söz söylemek, sözünü dinletebilmek, daha fazla katılmak, bu şehri daha fazla sevmek ve sahip çıkmak. Yoksa biri gelir, biri gider, biz de oturduğumuz yerden onların bizim hayatımız hakkında aldıkları kararları uygulamalarını seyretmeye devam ederiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.